Blogger'a zararlı gereksiz widgetler.

Çoğumuz ilk Blogumuzu açtığımızda sayfa boş görünmesin diye sayfayı doldurmaya çalışırız. 

Genellikle saat, takvim, hava durumu gibi widgetler ekleriz ki bunların hiç bir faydası yoktur. Blogun tam bir script çöplüğüne dönüşmesini sağlar. Blogun açılmasını yavaşlatır. Widgetlerin yüklenmesi zaman aldığı için mevcut ziyaretçi hemen terkedebilir. Diyelim ki telefonlar ile ilgili makaleler yazıyorsun ama Blogunda döviz kurları, hava durumu, son dakika haberler eklentileri var. Ziyaretçi bunlar için blogunu ziyaret etmiş olabilir mi? Tabi ki hayır. Ziyaret sebebi telefonla ilgili yazılarındır. Kimi bloglarda uçan twitter kuşu, büyücü merlin gibi scriptler görüyorum. Bunlar hem gereksiz hem zararlı. Hiç uğraşmayın derim.

Assassin's Creed Filmi

Film güzeldi. 

Tabi herşeyi ile güzel değildi.
Bazı isimler değişmişti o biraz üzdü. Altair yerine Aguilar mı ne öyle bir isim vermişler. Desmond ismi yerine de başka isim var.
En azından film adı değiştirilmemiş. Çünkü adı seviyorum, Suikastçinin İtikadı.
Efektler çok iyi, dövüş figürleri çok iyi, damdan dama, balkondan balkona atlamalar, hoplamalar Altair' den ziyade Prince of Persia'yı hatırlatıyor. Lakin aksiyon sahneleri çok az ve kısa süreli idi.
Hikaye berbat. Zaten sürekli konuyu anlatmaya çalışıyorlar filmde. Bu elma nedir, neyin nesidir, tapınak şövalyeleri ve haşhaşiler kimlerdir gibi. Jump filminin hikayesini anımsatıyor. Konuyu Hz. Adem'in elmasına kadar bağlamışlar, oyunda böyle miydi hatırlamıyorum ama filmde tuhaf bir ideolojik görüş var; ilahi kanunlara uymak esaret, karşı gelmek hürriyetmiş gibi yalan bir mesaj veriliyor. Oysa kanunlara uymak da hür irade iledir. Kimse ilahi kanunlara uymazsa zaten kaos kaçınılmaz olur. Kısacası konu mantıksız.
Filmde Kristof Kolomb'da var. O çok kötü olmuş. Aguilar'ın Kolomb gibi sömürgeci zihniyetli yeteneksiz bir kaşife güvenip ona herkesin peşinde olduğu elmayı emanet etmesi de mantıksız olmuş.
Filmdeki rekabeti beğendim. İnsanları kontrol altına almaya çalışan güçlü  zengin bir örgüte karşı bir avuç suikastçi.
Filmi pek beğenmedim ama devamını bekliyorum.

En ucuz masaüstü bilgisayar nasıl toplanır?

Bilgisayar almak istiyoruz ama fiyatlar çok uçuk.

Hatta tek bilgisayar yetmiyor. Bir akıllı telefon, bir tablet, bir Notebook, bir desktop bilgisayara ihtiyacımız var. Ama hepsi çok paraya mal oluyor. Tüm bunları nasıl çok ucuza alabiliriz? Seçenekler çok.
Evvela HDMI girişi olan bir televizyon lazım ki evimizdeki televizyonun büyük ihtimalle vardır. Sonra HDMI çıkışı olan bir akıllı telefon ya da tablet lazım. Bazı tabletlerin HDMI çıkışı yok fakat otg-hdmı dönüştürücü kablolar kullanılabilir. HDMI girişi olmayan televizyonlar için de dönüştürücü kablolar kullanılabilir. Windows tablet tavsiye ederim ben, lakin diğer işletim sistemleri de olabilir. Bu iş için akıllı telefon önermem. Reklam yapmak istemem ama reeder marka HDMI çıkışlı ucuz Windows tabletler bulabilirsiniz. Ayrıca otg çoklayıcı, usb çoklayıcı, mouse, klavye lazım. Klavye olarak klavyeli tablet kılıfı tavsiye ederim. Hafıza için hafıza kartı da gerekli. Bu şekilde hem televizyon, hem tablet, hem dizüstü, hem de deskop pc sahibi oluyoruz. Ya da tablet olayını es geçip mini pc alabiliriz. Android, Windows, Apple mini pcler bulunabilir. Tabi performans değerini aldığınız ürünler belirleyecek. Ben en ucuza mal olacak sıfır ve ikinci el olacak şekilde yazıyorum. Ayrıca kendi topladığım bilgisayarı da yazıyorum.

Fiyatlar(sıfır);

Televizyon: Awox 2271 22" full HD (Hepsiburada.com): 325 tl
Tablet: Exper Easypad N7D Android (Hepsiburada.com): 107 tl, hometech pro tab 7 windows: 219 tl
Klavyeli tablet kılıfı: 10 tl'den başlar.
Mouse: 5 tl'den başlar.
Otg çoklayıcı :5 tl'den başlar.
Mouse pad: 1-2 tl'den başlar.
HDMI kablosu (tablet uyumlu) : 5 tl'den başlar.
Dönüştürücü kablo: 30 tl'den başlıyor.
Mini pc: sonorous Android mini pc: 144 tl
Toplam fiyat,  seçimlerinize göre değişir. Ama televizyon ile birlikte aşağı yukarı 450 gibi bir fiyata sıfır masaüstü bilgisayara sahip olabilirsiniz.

Fiyatlar (İkinci El) ;

Televizyon: Evde varsa bedava yoksa en ucuz 100 tl gibi bir fiyata bulunabilir. İkinci El ürün fiyatlarına bağlı eğer televizyon var ise 100 tl ye Bile masaüstü bilgisayar toplanabilir.
Ya da bildiğimiz eski tip bir bilgisayar da ikinci el olarak bulabiliriz.

Dediğim gibi herşey seçimlerinize ve bütçenize bağlı. En kral bilgisayarı da toplayabilirsiniz ama ben en ucuza mal olacak şekilde yazdım. Tabi performans sıkıntısı olacak mecburen.

Şimdi gelelim benim bilgisayara. 

Eski bir deskop pc ve bir kaç Laptop, tablet, telefon, fotoğraf makinesi sattım. Aldığım parayla topladığım pc;
Sunny 22" TV,  bunun hdmi girişi ve usb portları var. Full HD güzel bir televizyon.  Hepsiburada.com' dan 379 TL'ye almıştım.
Tablet: Reeder w7ic windows 8.1 HDMI çıkışlı 16gb teknosa'da bir ara 169tl idi geç kaldım aniden 189 tl oldu aldım.  Sonra fiyatı artmaya devam etti.
Otg kablo ve klavyeli tablet kılıfı 35 tl aldım biraz pahalıydı o sıralar şimdilerde çok daha ucuz.
HDMI kablo 15 tl aldım kaliteli birşey.
Bir de Türksat uyumlu Sunny uydu alıcı aldım 79 tl
Mouse filan da vardı bende zaten.
Kaliteli güzel bir televizyonum, beğendiğim bir tabletim, klavyem var.  Hepsini birleştirince internette gezinmeye, ofis işlerimi yapmaya, bir kısım oyunları oynamaya, sosyal medya aktivitelerine, film izlemeye, müzik dinlemeye, televizyon izlemeye yarayan masaüstü sıfır bilgisayarı yaklaşık 700 liraya toplamış oldum. Ps ve 5+1 ses sistemim de vardı,  hepsi birleşince teknoloji kompleksi oluyor.
Fiyat performans oranı gayet iyi bence.

Gereksiz bir film: Muhteşem Yedili

Daha ilk on dakikasında anladım tekrar çekilen bir film olduğunu. 

Çünkü 1960 yapımını izlemiştim. Filmin senaryosu çok güzel. Usta silahşörlerin yaptıkları büyük fedakarlığın hikayesi.
Beni rahatsız eden eski versiyonundan pek farklı olmaması. Filmin orjinali 1954'te Yedi samuray adı altında. Japon filmi. 1960'ta western versiyonu çekiliyor. 2016'da neden yine aynısı çekiliyor ki? Bari olay farklı bir ülkede farklı bir kültürde olsaydı. Afrika'da sömürge olarak yaşayan bir köy ve onları kurtaran yedi haydut ya da yedi asker veyahut başka birşey olabilirdi. Çok gereksiz olmuş. Senaryo kıtlığı mı var Hollywood'ta?
Özellikle bir sahne bana Zincirsiz filmini hatırlattı. Neredeyse birebir aynı gibiydi.
Bu filmi çekmek yerine Yedi Samuray filmini tekrar etseler daha iyi olurdu. Ya da etkileyici savaş sahneleri olsaydı o bile yoktu. Digişiyon Digişiyon silah sesleri ve yere düşen adamlar. Çok basit olmuş, taklit olmuş, değersiz ve gereksiz olmuş. Buna rağmen imdb puanı yüksek. Artık imdb puanına itimadım kalmadı. Wikipedia'da bile şöyle diyor film için ;1954 Japon yapımı Yedi Samuray filminin yeniden çevirimi olan 1960 yapımı Yedi Silahşörler filminin yeniden çevirimidir.
 Daha önceki filmlerin afişleri ;


Sivri biber hikayesi

Eve giderken ekmek ve sebze alacaktım. Ekmek aldım da sebzeler de iş karıştı.

Üzerimde pek nakit yoktu, yani manav için bütçem çok az. Manava girdim, gencin biri bakıyor. Poşet aldım ne aldığımı tam hatırlamıyorum ama sivri biberin hikayesini net hatırlıyorum. Poşete parlak düz yeşil sivri biberleri doldurdum, manav gence verdim poşeti tartsın diye."50 kuruşluk olacak." dedim. O terazi başındayken bende maydanoz roka filan seçiyordum. Genç " Abi bi kaç tane daha koysan 50 kuruşluk olacak." dedi. Ben o sırada yeşillikler ile meşgul olduğum için, "sana zahmet bir kaç tane koy poşete" dedim. Poşete bırakmış bir kaç biber daha getirdi verdi. Ücreti ödedim çıktım. 
Eve geldim poşetleri boşaltıyorum, sivri biber poşetini boşalttım kaba, ana bu ne!  Lan bunlar benim seçtiğim biberler değil. Benim seçtiğim hiçbir sivri biber yok. 
Bu inanılmaz kurnaz, akıllı, mantıklı, sivri zekalı genç manav benim biberleri çıkarmış hızlıca eski, çürük, bayat, eğri büğrü, ezik büzük biberleri doldurmuş. 
Lan insan hiç mi düşünmez bu hile ortaya çıkacak diye? Elli kuruşa değmez diye? Bu müşteri bir daha gelmez diye? Sahtekarlık yapıyorum, kul hakkına giriyorum diye? Müşteri psikopat biri olabilir gelip ağzımı burnumu dağıtabilir diye?
Bunları düşünmemek için beyin denen organın ya olmaması lazım ya da bozulması lazım ki ikisi değil. Bu aşırı ahlaksızlığın verdiği cüret.
Sivri biberi iade etmedim, böyle bir yaratığa adalet için giderseniz kolaylıkla kan bile çıkabilir. Katil ya da maktul olabilirsiniz. Sonra herkes diyor Van'da niye deprem oluyor acaba? Uçaklar nasıl havada uçuyor? Gökyüzü neden mavi?

Çalgı çengi ikimiz

Aslında gitmeyecektim bu filme, ne de olsa tivibuya kısa bir süre sonra düşecek diye. 

Mağazada dolaşırken sinema aklıma geldi bir bedava bilet hakkım var süresi geçmeden kullanayım dedim. Çin seddi geçti içimden ama gülmeye ihtiyacım var diyerek çalgı çengiye gittim.
Koltuk A7 yerime geçicem A6'da kilolu bi herif var gözlerini dikmiş sanki bahçesinden şeftali çalıcam gibi bakıyor, istemeye istemeye ayaklarını çekiyor mu çekmiyor mu anlamadım ama sanki yerime oturmama izin verdi gibi . Umursamadım yerime oturdum.  O da beş litrelik kovasından mısırları hüpletiyor.  Daha film başlamadan kovanın yarısına gelmiş. Sürekli homurdanıyor. Bir saniyeliğine baktım tuhaf bakışlarıyla nereye baktığı anlaşılmıyor. Kötü bir koku var nerden geldiğini bilemedim ama ondan geldiğini farzettim. Kokuyu almamak için sol tarafıma yaslandım boğazlı kazağımla ağzımı burnumu örttüm. Fark ettim ki solumdaki adamın omuzuna yaslanmak üzereymişim. Yanında da karısı var. Biraz doğruldum yanlış anlaşılma olmasın diye ama A6'daki durmuyor ki,  sürekli tuhaf hareketler burundan sümük çıkarıp yuvarlayıp fırlamalar, burun fışfışlamalar Vs. Millet kahkaha atıyor bu hep aynı. Ne gülüyor ne ağlıyor sanki bazen uyuyor gibi idi ama emin değilim. Tatlı dilden anlamayacağından emin olduğum için hiçbir şey demedim. Filmin ilk yarısı böylece gitti, bir iki kez güldüğümü hatırlıyorum ama neye güldüğümü hatırlamıyorum. Nihayet ara verildi benim aklıma boş koltuklardan birine oturmak geldi ön sıralarda bomboş bir yer buldum oturdum.
Film komik ama çok komik değil. Bildiğimiz türk filmi klişelerinin bir kısmını barındırıyor. Hikaye çok sıradan. Herşey süper olacakken herşey berbat oluyor. Fakir ama mutluyuz mesajı var. Bazı karakterler çok gereksiz. Akraba arkadaş gönlü kalmasın diye oynatmışlar. Komik olması gereken şeyler komik değil, ciddi olması gereken şeyler ciddi değil. Yani olmamış bu film. Ama gülünecek bir kaç şey var diye düşünüyorum.

Bot sezonu sahtekarlığı

Bot sahtekarlığı devam ediyor. Ben de ifşa edeceğim. 

Bunlara asılsız sipariş verirsek ürünü teslim almazsak her müşteriden süphe edecekler ve hiç bir siparişi dikkate alma cesareti göstermeyip dükkanı kapatacaklar. Örneğin Ben sipariş verdim diyelim gönderecekler tabi ben orda olmayacağım ve teslim almayacağım.  Beni arayacaklar siparişi alın diyecekler ben de hatırlamıyorum veya iptal ediyorum diyeceğim. Ürün geldiği yere geri gidecek.  Bu namussuz sahtekarların hakkından böyle geleceğiz. Herkesi bu etkinliğe bekliyorum. Herkes farklı adreslere sipariş versin.