• home

Blogger kilitli widget nasıl kaldırılır.

Blogger widgetlerinden bazıları kilitli olduğu için kaldırılamıyor.

Şablon düzenlemeye gelip widget şablonlarını genişlet kutucuğunu işaretleyin. Kaldırmak istediğiniz widgetin adını aratıp bulun. Örneğin Html1, attribution1.
Aşağıdaki gibi widget kodunu göreceksiniz. Locked kısmındaki true'yi false yapın iş tamam. Artık yerleşimden gadget düzenleme butonuna bastığınız zaman kaldır butonu görülecek.
<b:widget id='Attribution1' locked='true' title='' type='Attribution'>
<b:includable id='main'>
    <b:if cond='data:feedbackSurveyLink'>
      <div class='mobile-survey-link' style='text-align: center;'>
        <data:feedbackSurveyLink/>
      </div>
    </b:if>

Blog yazılarında resimlerin önemi

Blog yazılarımıza konuyla ilgili resimler eklememizin çok faydası var. 

İlki bir yere link attığımız zaman o resim de görünüyor ve daha güzel görünüyor.
Resim daha dikkat çekici olduğu için ziyaretçiyi tıklamaya teşvik ediyor.
Yazımıza görsel olarak ahenk katıyor.
Yazımızı daha ciddi daha özenle yazıldığını gösteriyor. Emek harcandığını gösteriyor.
En önemlisi ise arama motorlarında indexleniyor. Resimlerin isimlerini resimde ne olduğunu yazarsak daha sağlıklı indexleniyor. Mesela bu yazımda kullandığım blogger logosunun ismini blogger_logo.jpg gibi bir isim yapsam arama motorlarında daha üst seviyeye çıkar.  Bu da trafik kazancı olarak geri dönüyor.

Kötü amaçlı sitelerden hit almayı engelleyin -blogger

Blogunuz adult sitelerden hit alıyorsa bunu deneyin. 

Blog istatistiklerine baktığınız zaman trafik kaynağı olarak saçma sapan adult siteleri reklam siteleri tuhaf ürünlerin pazarlandığı siteleri görüyorsanız bu sitenizin en azından imajını zedeler. Bu durumu önlemek için aşağıda kodu gadget olarak ekleyin. Ben de başka sitede buldum bu kodu.  Url1 url2 kısmına bu sitelerin url lerini yazın. Kod bunları Google'a yönlendirerek.
<script type='text/javascript'>
var block = ['url1', 'url2'];
for (var b = block.length; b--;) {
    if (document.referrer.match(block[b]))
        window.location = "http://google.com/";
}
</script>

Sony telefon sahibi olmak

Sony çok beğendiğim bir marka idi fakat soğudum.

Neden mi?
Servis hizmetleri tabiki. Diyarbakır media markt tan Xperia m5 almıştım. Media markt bir yıllık sigorta da verdi. İşin kötü yanı Diyarbakır media markt kapandı. Cihazım darbe aldı media markt a götüremiyorum. Anca telefonla arayıp hasar tespiti açıp sonraki aşamalar ile uğraşıp telefonu gönderip öylece beklemek. Sony servisine de götüremiyorum. Diyarbakır'da yetkili servisi yok.  Onu da arayıp hasar tespiti yapıp kargo ile göndermek gerekiyor. Yine telefonsuz bekliyorum. Sony ve media markt ikilisi gerçekten servis ağı konusunda çok sıkıntılı. Müşteri hizmetlerini aradığım da ayrıca derdimi anlatmakta sıkıntı yaşıyorum. Böyle büyük markaların diyarbekir gibi büyük bir şehirde nasıl şubeleri olmaz onu da anlamadım. Samsung'tan nefret ediyorum.  Çok kalitesiz bir marka olmasına rağmen heryerde servisi var ve çok hızlı hizmet ediyor. Bu da beni sinir ediyor.

Salomón yılbaşı bot kampanyası sahtekarlığı 2

Daha önce de ifşa etmiştim. Ya aynı dolandırıcılar başka isimle piyasada ya da yeni dolandırıcılar. 

Yılbaşı bot kampanyası adı altında facebook sayfası açmışlar. Salomón ayakkabıları 89 tl satıyorlar güya. Orjinal olduklarını da iddia ediyorlar ki külliyen yalan. Yorumlarda göreceksiniz ne kadar sahtekar olduklarını. Sipariş edenlere sole trek gönderiyorlar. İfşacıları hemen sayfadan engelliyorlar. Salomón ayakkabı in Street mağazasında yanlış hatırlamıyorsam 300 küsür tl idi. Bu ürün 89 tl ye satılması imkansız. Jack wolfskin de bu aralar her yerde beleş fiyatına satılıyor. Çünkü sahte. Bu sahtekarlara inanmayınız. Size böyle ayakkabılar göndermeyecekler. Kargo paketinden hıyar bile çıkabilir. Bilginiz olsun. Daha önce sipariş eden birine uhu kokulu çakma lescon ayakkabı gönderdiler. İade etsen para geri gelmez.





Güldürme Güldürme

En çok izlenen Tv programlarından biri olan Güldür Güldür gerçekten güldürüyor mu?

Programın intro şarkısından başlayalım.  Evvela müzik saçma, hiç havası yok. Şarkı sözleri berbat, hele güldür güldür derken insan karamsarlaşıyor her nedense. " Dünyayı anlamak belki zor bir mesele, ama hayat geçiyor şöyle böyle,  sen de katıl aramıza söyle güldür gülmek mesele falan filan " sözü çok aptalca. Ne yani dünyayı anlamakla ilgilenmeyi bırakıp da sizi mi izleyelim. Ulan hayat geçiyor diye gülmekle mi geçirelim hayatımızı. Kolay mı sanki laylaylom yaşamak. Kısacası sözleri hakaret gibi.  Programın adı da aptalca hiç yaratıcılık yok.
Gelelim skeçlere ;
Kesinlikle gerçek mizahla uzaktan yakından ilgisi yok. Karakterlere bakarsanız dünyada öyle karakterli, abartılı hal ve hareketler sergileyen insan bulmanız imkansıza yakın. Karakterler abartılı, olaylar abartılı, hikayeler abartılı.  Kısacası skeçler taklitten ve abartıdan öteye gitmiyor. Mizah dediğin gerçek olur. Yalan dolan şeyden mizah olmaz. Çizgi filmler bile daha kaliteli mizaha sahip. Ve bazen mesaj vermeye çalışıyorlar ki mesajları da aptalca. Akılda kalan esprileri milyonda bir çünkü gerçek espri milyonda bir. Arada bir sahneye çıkarılan komedyenler bir kaç güzel espri yaptı o kadar.  Onlar da standupçı zaten. Skeç ekibi değil.
Stand up kelimesini de anlamıyorum. Neden stand up? Ayağa kalk anlamına gelmiyor mu? Neden ayağa kalk? Kim kalksın? Niye kalksın? Anlamsız. Komedyen demek daha mantıklı.
Ayrıca illüminati iddialarını itibarsızlaştırmak için bazı skeçler yaptılar. Ki bu derece ünlü bir programın illüminatiden bağımsız olması imkansız. İllüminati incelemesi yapmadım program üzerinde fakat ilk bakışta kendini gösteriyor.  Programın logosunu 180 derece çevirdiğiniz zaman piramit görülüyor, kafasında gözüyle birlikte. Show kelimesini de o yüzden katmışlar.
Her programın sonuna da reklamı yapılmak üzere hıyar bir şarkıcı filan çıkıyor. Bu da salakça.  Aslında itiraf. "Biz bekleneni veremedik kalitesiz iş yaptık telafi amacı ile bir şarkıcı çıkıp şarkı söyleyecek."
Son olarak seyirci ;
Seyircilerden nefret ediyorum. Sahneye hangi mal çıksa hemen alkış. Biri osursa hemen alkış. Neyiniz var ya sizin? Hasta mısınız? Herşey de alkışlanmaz ki. Seyircilerin çocuk veya çocuk zekalı olduğunu düşünüyorum. Maalesef bu programlardan çok var çok yapıldı çok azı tutuldu. İnsanların mizah anlayışı çok kalitesizleşmiş.  Yazık.

Blogger sağ tık engelleme

Blogunuzda ziyaretçilerin sağ tıklayıp kopyalama görsel indirme yapmalarını engellemek isterseniz bunu yapabilirsiniz. Yalnız böyle bir şey yapmak ziyaretçiyi rahatsız edebilir. İnat ederse basit yöntemlerle bu engeli de kaldırabilir. Ama genellikle böyle engellemelerde ziyaretçiler bir daha Blogunuza uğramak istemeyecektir.  Yine de size kalmış.
Bu kodu gadget olarak eklemeniz yeterli olacaktır.
<script type="text/javascript"> if (document.layers) { //Capture the MouseDown event. document.captureEvents(Event.MOUSEDOWN); //Disable the OnMouseDown event handler. document.onmousedown = function () { return false; }; } else { //Disable the OnMouseUp event handler. document.onmouseup = function (e) { if (e != null && e.type == "mouseup") { //Check the Mouse Button which is clicked. if (e.which == 2 || e.which == 3) { //If the Button is middle or right then disable. return false; } } }; } //Disable the Context Menu event. document.oncontextmenu = function () { return false; }; </script>

İlk yağlı boya çalışmam. İğrenç.

Boş boş durduğum bir dönem arkadaşımın tavsiyesi ile resim kursuna gittim sonuç bu.

Gerçi öğretmen hiç bir şey öğretmedi, öğretmek yerine resim üzerinde düzenleme yaptı. Hep kızlarla ilgilenirdi ama kızlar da ona pas vermezdi.
Bu resmi de kendim uydurmadım basit bir resim yapayım dedim internetten bulduğum basit bir yağlı boya çalışmasını örnek aldım çok pişman oldum.  Keşke çok zor bir resim seçseydim de boyalarım boşa gitmezdi. Anladım ki böyle yapınca insanın hevesi kaçıyor. Kalan boyalarımla çok manyak bir çalışma yapmayı planlıyorum ve çok zor olacak çok uzun zaman alacak.  Öyle yaparsam resim değerli olur diye düşünüyorum. Böyle basit çalışmalarda hiç zevk alınmıyor.  Şunu başlamışken bitireyim bari psikolojisine kapılıyor insan. Tabi şu renk çıkarma işlerini öğrenmek lazım.  En azından temel teknik bilgilerle başlamak daha mantıklı olacak. Hiç birşey bilmeden yapmak çok saçma. Ne yaptığını bilmeden fırça sallıyorsun.

Pastörizasyon saçmalığı da nereden çıktı?

Süt, yoğurt, kefir Vs. Çok faydalı olmaları gerekirken hiç bir şeye yapamadıklarını görüyoruz. 

Sebebi pastörizasyon. Peki nedir bu pastörizasyon? 
Tabi ki raf ömrünü uzatmak için kullanılan fakat sütü sağlıklı hale getirdiği iddia edilen işlemdir. 
Luis pastor adındaki fransız kimyager bunu çıkarmış. Bu adam bakteriler ve virüsler üzerinde çok çalışma yapmış. Sütün içinde bir çok bakteri olduğunu fark etmiş ve bu bakterilerin hepsinin zararlı olduğunu düşünmüş ve pastörizasyon denen bakteri katliamı işlemini bulmuştur. 
Peki tüm bakterilerin Zararlı olduğunu nereden çıkarmış bu adam? 
Tahminimce ibn-i Sina'nın yüzünden. İbn-i Sina'nın suçu yok tabiki.  Sadece daha açıklayıcı olmalıydı. 
İbn-i Sina'nın ünlü bir keşfi vardır. 
"Her hastalığı yapan bir kurttur. Yazık ki bunları görecek aletimiz yoktur."  diyerek mikroorganizmalardan bahseden İbn-i Sina'yı yanlış anlayan Pastor tüm mikropların zararlı olduğunu sanmış olabilir. Eskiden pastörizasyon mu vardı? kim süt içmekten ölmüştü? eskiden süt gerçekti şimdi sahte. Pastörizasyonun ne kadar zararlı olduğunu açıklayan bazı yazıları da ekliyorum. 
Prof. Dr. Ahmet Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sütün raf ömrünü uzatmak için yapılan pastörizasyon ve UHT'nin bazı hastalık yapan bakterileri ortadan kaldırırken, faydalı bakterileri de yok ettiğini söyledi.
Sütün içindeki faydalı bakterilerin hastalık yapmadıkları gibi, birçok hastalığı da önlediğini, sütün kesilmesini ve ekşimesini sağladığını ifade eden Aydın, ''Süt, çok faydalı bir içecekken pastörizasoyon, UHT ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geliyor'' görüşünü dile getirdi.
Ahmet Aydın, pastörizasyonun, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engellediğini, sindirim enzimlerini tahrip ettiğini ileri sürerek, ''Tahrip olan ve sindirilmeyen protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor, vücut da bunları düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. İnsan vücudu tahrip oluyor ve alerjik hastalıklara, bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara neden oluyor. Çocuklarda görülen kronik orta kulak iltihabının altında da süt kullanımı vardır'' diye konuştu.
Homojenizasyon sırasında uygulanan basıncın süt proteinlerinin moleküler yapısını büyük ölçüde değiştirdiğini kaydeden Aydın, molekül yapısı değişmiş proteinlerin immün sistemini aşırı uyardığını ve çocuğun ileride diyabet, astım ve multiplskleroz gibi ''otoimmün-kendi dokularını tahrip edici'' hastalıklara yakalanmasına yol açtığını iddia etti.
Prof. Dr. Aydın, sütün iyi bir kalsiyum kaynağı olmadığını savunarak, ''Bizim gibi ülkelerde laktaz eksikliği çok fazladır. Bu nedenle bizim gibi ülkeler yoğurdu bilir, yoğurt ihtiyaçtan doğmuştur. Batı ülkeleri yoğurdu bilmez, çünkü onlar süt şekerine daha eğilimlidirler'' dedi.
SÜT, SAĞLAM KEMİKLERİ SAĞLAMLAŞTIRI MI?
Aydın, ''Süt, sağlam kemiklere neden olur'' yargısının da kırılması gerektiğini belirterek, sütün kemikleri sağlamlaştırmadığını, tahrip ettiğini savundu.
Sütün kalsiyum miktarının yüksek olduğunu, ama iyi emilebilmesi için yeterli kalsiyum-fosfor dengesini tutturamadığını ifade eden Aydın, şöyle konuştu:
''Çünkü kalsiyumun emilebilmesi için fosforla belli bir oranı tutturması gerekiyor. Maalesef sütte bire bir gibi oran vardır ve kalsiyum, fosfor iyi emilmez. İyi emilmediği zaman da kana geçmez. En çok süt tüketen ülke ABD'dir, yılda kişi başına 130 litre süt tüketimi vardır. Ve en çok da kemik kırıkları ve kemik erimesi burada görülür. Meksikalı ve
siyahlar fazla süt tüketmezler, bunlarda kemik kırıkları son derece derece azdır.''
Dereotu ve rokada, sütten daha fazla kalsiyum bulunduğunu anlatan Ahmet
Aydın, ''Kalsiyum pek çok yeşil yapraklıda var. Bunlar ayrıca bir yığın vitamin sağlıyor. Hele de bunları taze taze tüketirseniz. Emilim açısından kalsiyum, fosfor oranları da çok iyi. Yeşil yapraklılar kemiklerin kuvvetlenmesi için gerekli olan potasyum, magnezyum açısından da zengin. Kemiklerin güçlü olması için yeşil yapraklıların tüketilmesine önem verilmeli'' dedi.
SÜT ÜRÜNÜ TÜKETİN
Sütü süt olarak değil, süt ürünü olarak kullanmanın daha doğru olacağını dile getiren Aydın, şu önerilerde bulundu:
''Mümkünse günlük mandra sütü tüketilmelidir. Sütü alınan hayvanın meralarda otlamasına ve suni yem yememesine dikkat edilmeli. Temiz olduğuna güveniliyorsa, sokak sütçüsünden de süt alınabilir. Şehirdeki en iyi seçenek, günlük pastörize şişe sütleridir. Uzun ömürlü homojenize kutu sütlerini kesinlikle kullanmayın. Sadece ekşiyen veya kesilen süt ve yoğurtları yiyiniz. Sütü süt olarak değil, mayalanmış olarak yoğurt, kefir, peynir olarak kullanın. Böylece olunca kaynatmaktan dolayı kaybedilen vitamin, mineral ve enzimlerin bir kısmını geri kazanılır.''